Toplumsal Çürüme Söylemi ve Bu Söylemin İçeriği Hakkında

 Söylemlerimiz aslında ideolojilerimizi nispeten ele vermektedir. Solcu veya sağcı olduğunuzu belli eder demek istemiyorum, sadece söyleme bakarak bu oldukça zordur. Demek istediğim bu sözün kimin yararına olacağını bizzat bilmekteyiz, en azından bu sözü yararına olmasını istediğimiz tarafın kim olacağını biz belirlemekteyiz.

 İşte "Toplumumuz çürüyor" söylemini bugün farklı bir bakış açısıyla ele alacağız. Öncelikle "Toplumumuz çürüyor" söylemi ne manaya geliyor onu çözelim. Bu söylem, ekonomik ve hukuki meselelerin sebep olduğu suç artışlarını niteliyor olabilir. Fakat görülebileceği üzere burada sebep toplumun çürümesi değildir, ekonomik ve hukuki faktörler yani maddiyattır.

 Yani "Toplumumuz çürüdüğü için bu haldeyiz" söylemi mantıksal olarak hatalıdır. Çünkü bu halde olduğumuz için toplumumuz çürüyor. Maddiyat maneviyatımızı etkiliyor, maneviyatımız maddiyatımızı değil. Haliyle bu söylemi "Ekonomimiz kötü, adalet sistemimiz berbat, işte o yüzden toplumumuz çürüyor" şeklinde doğru ve mantıksal bir yöne evriltmemiz gerekir.

 Bu söylem neden tercih edildi peki? Aslında bu bir sokak röportajı olduğu için basit bir mantıksal hata veya "edebiyat yapmak" olarak algılananilir. Bu çok sığ bir yorumdur, fakat doğrudur. Nitekim halkımız bu söylemin yanlış ve mantıksız olduğunu dahi kabul etmezken, bunu kabul edenleri hor görmek doğru değildir. Bu analiz sadece sığdır, yanlış değildir.

 Çünkü röportajdaki kadının bilinçaltına inmemektedirler. Bu kadın bu söylemi kullanarak lümpen yani gariban proleterya olduğunu, burjuvaya yaranmaya çalıştığını kanıtlamıştır. Çünkü kendisi maddi ve gözle gorülebilir tüm sıkıntılarımızı reddedip "Toplumsal çürüme" gibi soyut ve genel bir kavrama indirgemektedir. Sosyalizmin tarihsel gelişimi içerisinde bu tavır aslında ütopik sosyalistlerin tavrına benzer ama bu onun cahilane versiyonudur.

 Zira bu söylemde bulunmasına rağmen soyut bile olsa çözüm önerisi getirmekten bile aciz. Aslında bu bile bize söylemin ne kadar cahilane olduğunu göstermeye yetmektedir. Hatta bu cahilane tavır ile halkı ahlaksız, cahil olarak yaftalamaktadır.

 Nitekim ütopik sosyalistlerde de bu vardır, halkı ekonomik ve hukuki sıkıntılardan ziyade ahlaki, akli, ruhi meselelere indirgerler ve bunlar tümüyle hatalıdır. Çünkü sebepler maddidir, ancak sonuçlar manevi olabilir. Fakat haklıya hakkını vermek gerekir ki ütopik sosyalistler, bu kadın gibi söylemlerde bulunup geriye çekilmemiş ve bu ahlaki, akli, ruhi sorunların nasıl çözülebileceğine odaklanmışlardır.

 Tabi bu konuda başarısız olmuşlardır. Çünkü bu söylemler, dediğim gibi, tümüyle hatalıdır. Halkın asıl maddi sorunlarını göz ardı etmek, asıl düşmanı olan kapitalizmi insansılaştırmak suretiyle halka ihanet etmişlerdir. Çünkü entelektüelin görevi, halkı doğru yola yöneltmek olmalıdır. Haliyle entelektüel dediğimiz kişiler politik, sınıf bilincine sahip proleterler olmalıdır.

 Unutmamalıyız ki bizi halkımıza ihanet ettirmek amacında olan hiçbir söylemi ve lafazanı kâle almamalıyız. İste bu yani "Toplumumuz çürüyor" söylemi de kapitalist sisteme yaranmak için söylenmiş bir safsatadan ibarettir.

 Oysaki halkperverler olarak bizim asli görevimiz halkı "suçlamak" olmamalıdır. Hele ki bu suçlama asılsızsa ve mantıksızsa! Biz, halkı örgütlemeli ve kızıl devrime giden yolu küremeliyiz! Çürümüş zihinli burjuvaların zihnini kendimizin zihniymiş gibi addetmemeliyiz.


30/12/2025 - ANKARA