Olgunlaşan Kapitalizmde Kâr Oranlarının Düşme Eğilimi Realitesi

 Kapitalizmde kâr oranlarının giderek düşüyor oluşu yalnızca Marksist bir kabul değildir. Bu, politik iktisadın genel kabulüdür. Bu kabul aslında yatırımların diferansiyel büyümelerle artarken üretilen artı-değerin daha lineer bir büyümeye haiz olduğunu ifade eder.

 Örneğin bir fabrikaya yapılan 10.000 dolarlık yatırım 5.000 dolar kazandırıyorsa, teorik olarak, 100.000 dolarlık yatırımın 50.000 dolar kazandıracağını düşünürdünüz. Fakat pratik kazançlar ele alındığında durumun hiç de öyle olmadığını anlıyoruz.

 O halde 10.000 dolarlık bir yatırım 5.000 dolar kazandırırken 100.000 dolarlık yatırım neden 50.000 dolardan az kazandırıyor sorusu/sorunu üzerine biraz düşünelim. Bu konuyu tam manasıyla kavrayabilmek için artı-değerleri, yani 5.000 doları ve 50.000 doları anlamak gerekir.

 Bu artı-değerler "zorunluluk" teşkil etmez. Yani "belirlenir." Nitekim 10.000 dolarlık yatırım ve 5.000 dolarlık kâr aslında brüt olarak 15.000 dolara tekabül eder. Yani brüt olarak 14.000 dolar da firmayı kârda tutar. Fakat bu, 4.000 dolarlık bir kâra yani artı-değere denktir.

 Yatırım büyüdükçe kâr oranlarının düşmesi, mutlak kârın düştüğü manasına gelmemektedir. Nitekim 100.000 dolarlık yatırım ve 50.000 dolarlık kâr aslında brüt olarak 150.000 dolara tekabül eder. Yani brüt olarak 140.000 dolar da firmayı kârda tutar. Fakat bu, 40.000 dolarlık bir kâra yani artı-değere denktir.

 Şimdi bu artı-değerler arasındaki uçurumu inceleyelim. Küçük işletmenin kârını ve büyük işletmenin kârını aynı "oranda" azaltmamıza rağmen "mutlak" olarak büyük bir fark söz konusudur. Yani 5.000 dolar ile 4.000 dolar arasında 1.000 dolarlık bir "kayıp" söz konusuyken 50.000 dolar ile 40.000 dolar arasında 10.000 dolarlık bir "kayıp" söz konusudur.

 Söz konusu küçük işletmede 10 kişi, büyük işletmede 100 kişi çalışıyor varsayarsak ve işçilerin her birinin maaşına 100 dolar dersek küçük işletme kârının 1.000 dolarını işçiler için ayırırken büyük işletmeyse kârının 10.000 dolarını işçiler için ayırıyor manasına gelir.

 Bu işçi sayılarını, özellikle, kafa karışıklığını gidermek için seçtim. Zira fark edebileceğiniz üzere bu iki firmadaki işçi maaşları için ayrılan kısmın "oransal olarak" eşit olduğunu görüyoruz. 1.000 dolarlık maaş 5.000 dolarlık kârın, 10.000 dolarlık maaş da 50.000 dolarlık kârın %20'sine denktir.

 Öyleyse öncelikle, kolaylık olması için, işçi maaşları firmanın kârından çıkaralım. Küçük işletme 4.000 dolarlık "net kâra" sahipken büyük işletme 40.000 dolarlık "net kâra" sahiptir.

 Şimdi de patronun ne kadar kazanacağına karar verelim. 3.000 dolar diyelim. Yani bir işçi maaşının 30 katı. Küçük işletmenin patronunun elinde "yeni yatırımlar için" 1.000 dolarlık bir kâr kalırken büyük işletmenin patronunun elinde 37.000 dolarlık bir kâr kalır.

 Küçük işletmenin zor bir dönemde olduğunu varsayarsak vazgeçebileceği kâr 1.000 dolara denkken büyük işletmenin vazgeçebileceği kâr 37.000 dolara denktir. Yani büyük işletme, mallarında küçük işletmeye göre daha büyük "indirimler" yapabilir. Bu, oransal olarak büyük işletmenin daha fazla kârdan feragât ettiği manasına gelse de mutlak olarak büyük işletmenin elde ettiği kâr, hala küçük işletmeninkinden oldukça fazladır.

 O halde şöyle bir formülasyon yaratabiliriz: İşçi maaşları, firmadaki yatırımla doğru orantılı bir şekilde artmıyorsa patronun kârdan vazgeçme ihtimali artar. Zira büyük işletme, küçük işletmeye göre bu konuda, indirim yapma konusunda, daha rahattır. Haliyle olgunlaşan bir firmada kâr oranları giderek düşer ve haliyle üretilen mallar ve işçi emeği de ucuzlar. Aynı sistem, makro düzeyde, olgunlaşan kapitalist devletlerde de vuku bulmaktadır.


12/12/2025 - ANKARA