Rosa Luxemburg'un Polonya'nın Ayrılmasına Karşı Durması Üzerine

 Aslında bu konuda Rosa Luxemburg'u eleştirmek yanlış anlaşılabilir. Fakat, sağlıklı bir akıl Rosa Luxemburg'un yanıldığını rahatlıkla fark edebilir.

 Polonya; Rus İmparatorluğu, Avusturya İmparatorluğu ve Prusya'nın arasında pay edilmişti. Bu bir işgaldi, apaçık. Hatta, bir genel kültür bilgisi olarak, bu işgali tanımayan iki devletten birisi Osmanlı'ydı.

 Bu olayın yaşanmasının üzerinden yıllar geçti ve self-determinasyon fikri filizlenip büyüdü. Haliyle çeşitli imparatorluklar dağılıyor ve yerlerine yeni ulus devletler kuruluyordu.

 Örneğin, Ermenistan bu süreç içerisinde kurulmuştur. Rosa Luxemburg'un bu konudaki fikri de Türkiye (o zamanki Osmanlı) hakkındaki yazılarında bellidir. Ermenistan'ın ayrı bir ulus devlet olarak kurulmasını alenen desteklemiştir.

 Fakat, aynı şeyi Polonya için düşünmemiştir. Çünkü Rosa Luxemburg, Rusya ve Almanya üzerindeki sol hegemonyanın farkındaydı ve sosyalist bir Almanya ile sosyalist bir Rusya'dan ayrı, sosyalist olmayan bir Polonya konusunda çekimserdi.

 Rosa'nın bu çekimser tutumu, sol komünistlerce de benimsenen "Önce enternasyonalizm" mottosuyla özdeşleşmiştir.

 Zaman geçtikçe Rosa'nın tutumu birtakım sorunlara yol açmıştır. Çünkü sosyalist bir Almanya kurulamamıştır. Haliyle Polonya, sosyalist olmayan bir Almanya altında sömürülmüştü.

 Yani Rosa'nın self-determinasyon için şart koşması birçok açıdan sorunludur. Örneğin, eğer sosyalist bir Türkiye daha ortada yokken dahi sosyalist olacağını varsayarak Ermenistan'ın ayrılmasına karşı çıkabilir miydik?

 Sonuç olarak Rosa, Almanya konusunda halihazırda yanılmıştı. Rusya konusunda ise Lenin'le olan tartışmayı kaybetti. "Kültürleri korunsun yeter" gibi ifadeler, self-determinasyonu anlamsızlaştırıyordu.

 Nasıl ki Türkiye'nin Ermenistan üzerinde tahakküm kurmaya çalışması faşizan bir tutumsa, Polonya'nın kendi kaderini tayin etme hakkını elinden almak da faşizan bir tutumdur.

 Peki ya Almanya sosyalist olmayı başarabilseydi, Rosa Luxemburg yine haksız mı olurdu? Evet. Ayrılan Polonya faşist olacak bile olsa, mevzu da eğer ki self-determinasyon ise, Polonya'nın kendi ulus devletine kavuşamaması hem acımasızca hem de çelişkili olurdu.

 Eğer ki Polonya faşist, kapitalist bir yönetimin eline geçecek olsa dahi, diğer sosyalist devletlerin desteğiyle iktidar sosyalistlerce fethedilmelidir. Ve sonrasında bu devlet Polonyalılar, yani Lehler tarafından sosyalist bir dünya görüşüyle yönetilmelidir.


10/02/2026 - AYDIN