Sömürünün Psikolojisi, Patron ve Direktör
Arz talebe göre fiyat belirlemek ve ücret ayarlamak gibi meseleler yeterince materyalist bir zemine oturmadığı için kaçınılmaz olarak belirsizliğe mahkûmdur. Bu belirsizlik hâli, söz konusu meselelerin bilimsellik sıfatından mahrum kalması anlamına da gelir.
İşçi ile patron arasındaki maaş farkının içerdiği saçmalık yalnızca işçiyi değil patronu da paranoyaklaştırır. Genel olarak hayat kalitesi zenginlik dolayısıyla artmış olabilir. Zira patronun aldığı ücret, ürettiği mal veya hizmetin değerinden (tabii böyle bir üretim varsa) oldukça yüksektir. Ne var ki bu çelişki yalnızca vicdani ve kapitalist bir sorun olmanın ötesindedir, aynı zamanda kötü bir psikolojik koşullanmayı da içinde barındırır.
Patron Figürü, Komutan Metaforu
Burjuva, günümüz anlamıyla bir tür komutan görevi görür. Bizzat savaşmaz, cephe gerisinden erlere savaş emri verir, çünkü kendi canı oldukça değerlidir. Patron mentalitesi de bu yeni nesil komutan prototipine benzer. Asıl işi yapmaz ama en kârlı çıkan kendisidir. Bu durumu doğal bir şeymiş gibi sunarak meşruiyet arar.
Eğer bu patron yalnızca işveren, yani işyerinin sahibiyse, ne bir mal ne de bir hizmet üretmiş demektir. Aldığı maaş tamamen işçinin sömürülen emeğine ve zamanına dayanır. Buna karşın patron, bu parayı kendi emeği ve zamanıyla kazandığı konusunda oldukça emindir. Kendisinin bunun için emek ve zaman harcadığını düşünmesine rağmen, gerçeklik onu (amiyane tabirle) bir toprak ağası olarak niteler.
Özel Mülkiyet ve Sömürü İlişkisi
Söz konusu toprak, kamusal olması gerekirken kapitalist düzen içinde özel mülk olarak kabul gördüğünden, herkes bu araçtan yararlanmaktan yoksun kalır. Dolayısıyla çalışmak isteyen kişi bu özel mülk sahibiyle anlaşmak, kendi emeğini ve zamanını patrona satmak zorundadır. Bu noktada patron, gerçekliğin sunduğu şekliyle bir tür parazit konumunu sembolize eder. İşçilerin emeğini ve zamanını sömürerek var olur. Nitekim patronun ürettiği mal veya hizmetten söz etmek de imkânsızdır, çünkü böyle bir üretim (yani ona ait bir emek ve zaman sarfı) zaten mevcut değildir.
Direktör ve Küçük Burjuvazi
Patronların bir de küçük (petty) burjuva hâli vardır. Direktör bu konumu sembolize eder. Patron ev sahibiyse ve işçi kiracıysa, direktör burada emlakçı rolündedir. Aracılık yapar ve bu aracılık karşılığında komisyon alır. Direktörün işi, işçilere ne yapılması gerektiğini söylemektir. Kabul edilmelidir ki direktör, işveren gibi hiçbir şey yapmadan kazanamaz, ortada bir üretim vardır ve buna hizmet denir.
Hizmet üretmek, meta üretmeye kıyasla oldukça belirsiz bir alandır. Harcanan emek tam olarak şudur şeklinde somutlaştırılamaz. Sosyalist bir devlette bu sorun memuriyet aracılığıyla çözülmeye çalışılır. Ne var ki bu çözüm bile, devletin topladığı vergilerin belirli bir yüzdesinin paylaşılmasından ibaret olduğu için tam anlamıyla emek zaman ilişkisine dayanmaz. Bu çelişkiyi somutlaştırmak gerekirse, memur maaşlarının kıdeme göre değişip emeğe göre değişmemesi günümüzde bu durumun açık bir göstergesidir.
Emeğe Yabancılaşmanın Psikolojik Boyutu
Direktör, kapitalizmin gayri bilimsel yapısı içinde kendi emeğini anlamlandıramaz. Çünkü yaptığı iş asıl üretim (yani meta üretimi) değil, bu üretimin koordinasyonundan ibarettir. Buna rağmen aldığı maaşın daha yüksek olması çelişkilidir. Cephe gerisinden erlere savaş emri vermenin bizzat savaşmaktan daha kolay olmaması, bu durumu anlaşılması güç bir hâle getirir.
İşçi zaten fiziken gerçek anlamda yorulmuştur. Direktör ise kendi işini daha zor ve önemli zannettiği için kendini işçiden psikolojik olarak daha yıpranmış sanır. Aynı mekanizma işveren patron için de geçerlidir. Sabah haberlerini izlemek ve sosyete içinde bulunmak, patronu psikolojik olarak işçinin fiziksel yorgunluğundan daha fazla yorar, çünkü yaptığı iş kendi gözünde vazgeçilmezdir. Böylece sabahtan akşama kadar meta üretimiyle uğraşan işçiden bile daha yorgun hissetmesi, zaman içinde son derece doğal bir hâle evrilmiştir.
İbrahim Küçük, 22 Kasım 2025, Ankara