Bu dünyada elbette ki herkesin birtakım problemleri vardır. Fakat iktidarlar, halkı uyuşturmak adına birtakım yapay sorunlar da oluşturur. Bu literatürde kelimenin tam anlamıyla faşizan bir eylem olarak geçer.
Korporatist Söylem, Aynı Gemide Olma Miti
Örneğin son zamanlarda biz aynı gemideyiz, hepimiz kardeşiz, dert hepimizin derdi gibi söylemler artmıştır. Neden? Çünkü egemen sınıfın, burjuvazinin devamlılığı için, sistemin dezavantajlı kıldığı grupların sorunlarını normalleştirmek gerekmektedir. Bu, faşist ülkelerin ekonomik literatüründeki korporatizme benzer. Dikey bir örgütlenmeyle, işçi ve patron aynı yolun yolcusuymuş gibi gösterilmeye çalışılır. Hâlbuki emek sömürüsü, azalmak bir yana, bu faşist ekonomilerde artma eğilimi göstermiştir.
Türk Kürt Kardeşliği Söyleminin Eleştirisi
Bir başka örnek olarak Türklerin ve Kürtlerin kardeş olması gösterilebilir. Hâlbuki bu kardeşliğin, eşitliğin altında sömürü yatar. Kürtler Kürt olarak Türklerle eşit değildir, Kürtler Türk olarak Türklerle eşittir mevcut düzende. Kaldı ki Türklerin devleti olan Türkiye, Türklerin ulusal kimliklerini dejenere etmezken, Kürtlerinkini dejenere eder ve etmeye de devam edecektir.
Türk ulusu kendi kaderini tayin hakkına sahipken, Kürt ulusu bu hakka sahip olmak bir yana, Türkiye, Suriye, Irak ve İran tarafından emperyalistçe asimile edilmektedir. Türklerin Türkiye'si varken Kürtlerin Kürdistan'ı yoksa orada eşitlikten söz edilemez. Bir taraf self determinasyon hakkına sahipse ve diğer tarafın bu hakkına karşı çıkıyorsa, bu açıkça faşizmdir. Yani bu durumda eşitlik yoktur.
Kürtçe Konusunda Devletin Temkinliliği
Peki, biraz da Türkiye'nin Kürtçe konusunda neden bu kadar temkinli olduğu hakkında konuşalım. İktidar her ne kadar Kürt milliyetçiliğiyle suçlansa da aslında Kürt düşmanıdır. Zira Kürtler, bir hak olarak Kürdistan'dan vazgeçseler bile kendi kültürel haklarını dahi alamıyorlar. Bunun sebebi, Türkiye'nin bu doğal hakkı tahsis etmesinin kendi meşruiyeti hakkında nasıl sorunlar doğurabileceğini bilmesinde yatar.
Bu da Kürdistan'ın coğrafi olarak dört parçaya (Türkiye, Suriye, Irak, İran) bölünmüş olmasının, Kürt halkını nasıl böldüğünü kanıtlar. Eğer Türkiye, Kürtlerin en azından kültürel haklarını tahsis etmiş olsaydı, Türkiye'deki Kürtler ve diğer Kürtler arasında, olması gerektiği gibi, organik bir bağ oluşurdu. Bu da bu dört bölgedeki Kürtlerin ulusal kurtuluşu için iletişimsel kolaylığa sebep olurdu. Yani eğer Kürtlerin kültürel hakları tahsis edilseydi, Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki ve İran'daki tüm Kürtler, yine kendi hakları olan Kürdistan ulus devleti için harekete geçerlerdi.
Bugün ise Türkiye'deki Kürtlerin, diğer Kürtlerden ziyade Türkiye'deki Türklerle daha sağlam bir organik bağa sahip olması, Kürt ulusunun Türkiye, Suriye, Irak ve İran tarafından bölündüğünü kanıtlar. Çünkü Türkler ve Kürtlerin tek ortak yanı, Sünni Müslüman olmalarıdır. Fakat Türkiye'deki Kürtlerin ve Suriye, Irak ve İran'daki tüm Kürtlerin ayrıca dil ve kültür benzerlikleri de vardır. Buna rağmen aralarındaki bağ, kültürel hakları dahi tahsis edilmediğinden kopuktur, daha doğrusu kopuklaştırılmış, bölünmüştür.
Ortak Ezilme ile Katmanlı Ezilme Arasındaki Fark
Bir başka örnek olarak kadınlar verilebilir. Bazı kişiler, erkeklerin de derdi olduğunu söyler. Burada bir yanlışlık yoktur. Fakat bir erkeğin, erkek olarak derdi yoktur. Sistem erkeği de ezebilir, Türk'ü de ezebilir, Müslümanı da ezebilir, Sünniyi de ezebilir ve hatta patronu bile bürokrasiyle ezebilir. Fakat buradaki sorun, sistemdir. Aynı sistem kadını da ezebilir, Kürt'ü de ezebilir, Hristiyanı da ezebilir, Aleviyi de ezebilir ve zaten, pek doğal olarak, işçiyi de ezebilir.
Fakat aradaki anlaşılmayan fark, kadının kadın olarak, Kürt'ün Kürt olarak, Alevinin Alevi olarak, işçinin işçi olarak ayrıca problemleri vardır. Sistem kadını da ezer erkeği de, ama kadının kadın olarak ayrıca başka problemleri vardır. Bu taciz olabilir, tecavüz de olabilir. Sistem Türk'ü de Kürt'ü de ezer, fakat Kürt'ün Kürt olarak ayrıca başka problemleri vardır. Bu Kürdistan olabilir, Kürtçe de olabilir. Sistem Sünniyi de ezer Aleviyi de, ama Alevinin Alevi olarak ayrıca başka problemleri vardır. Bu dışlanma olabilir, vicdani özgürlük de olabilir. Son olarak, sistem patronu da işçiyi de ezebilir, fakat işçinin işçi olarak ayrıca başka problemleri vardır. Bu geçim sıkıntısı olabilir, sınıf çatışması da olabilir.
Sonuç, Sahte Eşitlikçi Söylemlerin İşlevi
Yani elbette herkesin birtakım ortak problemi vardır, ama bazılarının ayrıca başka problemleri vardır. Bazıları sadece insanca yaşamaya çalışırken, bazıları öncelikle sadece yaşamaya, var olmaya çalışır. İşte bu yüzden Kürtlerin problemi var da Türklerin yok mu, veya Alevilerin problemi var da Sünnilerin yok mu, veya kadınların problemi var da erkeklerin yok mu söylemleri, iktidarın ideolojik aygıtları (bkz. Althusser) tarafından dayatılmış söylemler olarak, Kürt düşmanı, Alevi düşmanı, kadın düşmanı söylemlerdir.
Evet, Türklerin de Sünnilerin de erkeklerin de problemleri vardır. Evet, bu problemler hâlihazırda Kürtlerin de Alevilerin de kadınların da problemleridir. Fakat Kürtlerin, Alevilerin, kadınların ayrıca başka problemleri de vardır. Kürdistan ve Kürtçe yoksa eşitlik yoktur, faşizm vardır. Vicdani hürriyet yoksa eşitlik yoktur, hizipçilik vardır. Cinsiyet eşitliği yoksa eşitlik yoktur, ataerkillik vardır.